24 Kasım 2009 Salı

Erkek-Kız Kankalığı

Sabah sözlükte okuduğum bir laftı kendisi. Hani şöyle bir düşündüm de haklıydı da söyleyen yazar arkadaş. Ne mi dedi?

Dedi ki: "Erkekler güzel kızlarla kanka olmazlar!" sjfhjdghf :D

Abi kendimizi kandırmayalım bunun kadar doğru bir önerme mi var?

Hadi inceleyek:

Normal bir erkek güzel bir kız gördüğünde havada karada kapar, eh zaten kapmasa anormal olur. He ben şimdi kendimi de eziyorum şu an çünkü benimde kankalarım var, çoğu erkek. Vay anasını, çok çirkin bir şeyim ben. :D Artı parantez açalım şuraya ya. Ee abi kanka olduk, tek taraflı olmadı bu sonuçta. Benim de kankalarım yakışıklı! Neyiz biz şimdi? Ben de yakışıklı erkeği her türlü tavlarım, yeter ki istiyim. İki ucu boklu değnek demezler mi buna? Ben derim şahsen :D Kişiliğimizden şüphe ettirir bu tarz cümleler. Ben bu olayı bir büyütürüm, biseksüellikten başlar hatta eşcinselliğe kadar gider ha! Aman diyim fazla uzatmayalım kashdsjkhfg :D:D

Neyse işin dalga kısmını geçelim. Ben bunun insanların birbirlerine olan bakış açılarıyla ve aralarındaki muhabbetle alakalı olduğunu düşünüyorum. Sonuçta; herşeyimizi rahatça konuşabildiğimiz dostlarımız da bir nevi kankalarımız değiller midir? Peki kanka olarak gördüğünüz kişiye olan güveninizin temellerini dostluk üzerine atmaz mısınız? Sonuç olarak; siz dostsunuzdur. He neden sevgili değil de dost? Sevgilinizde aradığınız özellikler genelde kankanızın karakterinden farklı şeyler olur. O yüzden ilginizi o yönde çekemez karşınızdaki insan. Hoş ben her zaman sevgililerin önce iyi birer dost olmaları gerektiğini düşünürüm. Sevgilin bu abi; herkesi bulabilmelisin onda. Yeri geldiğinde kankan da olmalı, abinde/ablanda, annende, babanda vs. Ne biliyim daha çok uzar bu konu. Sonu yok, gayet tartışmaya açık.

Önermemizin yüzeysel doğruluğu, gördüğünüz gibi derinlere indikçe çatırdamaya hatta ve hatta kırılmaya kadar gidiyor. Üzgünüüümm seni kırdığım için önermecikk. :) ama ne yapalım. Alındık yahu! Bizimde abimiz, bacımız, kankalarımız, aynı ana-babadan olmayan kardeşcağızlarımız var cıkcıkcık. :D:D

Sevgili sözlük yazarı arkadaşım; günüme kattığın anlam ve önem için sağ ol. :D

Hade öptüm sizi.

7 Kasım 2009 Cumartesi

İlk Aşk

Ne kadar da temizdir, değil mi? Çok özeldir. İlk kez aşık olmuşsunuzdur. Yabancı olduğunuz bir çok duyguya ev sahipliği yapmaya başlarsınız artık. Düşüncelerinizin sürekli birinde toplanmaya başladığını algılarsınız ve gariptir ki sizi çok mutlu eder bu. Halbuki kısıtlanmayı sevmezdiniz ama artık hoşunuza gider. Aptal aşık diye boşuna demiyorlar yani. İşte böyle başlar her şey, şanslıysanız beraber yaşlanırsınız ama talihsizliğinizin kurbanı olursanız, çok acı çekersiniz. Bittiği anda dünyanız kararır, içinize kapanık bir hal alırsınız.

Bayanlar daha çok yara alıyor gibi görünseler de, erkeklerin kendilerini cezalandırma yöntemleri daha can yakıcıdır. Bayan, acısını çeker, bir süre kabuğuna çekilir ve kendi kendini dinler, hazır hissettiğinde tekrar kolaylıkla birine güvenecektir.

Fakat iş baylara gelince olay çok karmaşık bir hal alır. Bir erkek eğer gerçekten sevdiyse, unutması imkansız gibi birşeydir. Artık bayanlara öfke duymaya başlar, belki ayrılıktan çok kısa zaman sonra hayatına birini alır ama o kişiye bakış açısı asla uzun süreli olmaz. Terkedilmenin acısını, bütün bayanlardan çıkarıcaktır ama aslında kendisi daha çok yara alıcaktır. Umursamaz tavırlar, gömlek değiştirir gibi sevgili değiştirmeler. Bu olayın özüne inerseniz kişide ya çok büyük bir aşk yarasına rastgelirsiniz ya da daha hiç aşık olmadığını görürsünüz.

Bu yüzden ilk aşklarımız en güzelleridir. Geride yaşanmış hiç bir hayal kırıklığınız yoktur. Bu yüzden karşınızdakine sonuna kadar güvenirsiniz. Daha sonradakiler için ise durum hiç kolay değil. Artık işin içine güven ve bağlanma sorunu girer. Bu da karşınızdaki kişiyle aranıza mesafe girmesine sebep olur. Bu yüzden de bugünün çoğu ilişkileri sağlıksız, hastalıklı.

Bugün çok duygusal günümdeyim. (; Kötü şeyler yazmadım bakın :P Öpüldünüz..

21 Ekim 2009 Çarşamba

Ev Hanımıyken Milyoner Olmak!

Ne oldu şekerim? Salya salgılamaya başladın dimi? Bugün iğrencim, kusura bakmayacaksın artık. İstersen bakabilirsin. Sorun değil benim için. Evlenmişsin, çoluk çocuğa da karışmışsın, böyle tipik bir ev kadınısın. Çocuklarla uğraş, markete git, çamaşır yıka, evi topla, yemek hazırla. Uuu, ne kadar hamarat bir kadınsın! Maşallah maşallah.

Sonra bir gece, kıçın açıkta kalsın. Rüyanda vampirlerle ilgili abuk sabuk şeyler gör. Sabah uyan, rüyanı not al. Bununla yetinme, rüyanı hikayeleştirmeye başla. Yaz da yaz. Artık ev kadınlığı konseptinden çıktın. Yazdın romanını. Bir de yetmedi sıraladın, dört tane hatta daha sonra bir tane daha ekleyeceksin buna. Gönderdin yayın evine.

Bir süre bekledin. Sonra bir baktın satışlar patladı. Herkes senin kitabını okuyor. Seni konuşuyor. Yarattığın kahramanlara aşık oluyorlar. Ne yaptın sen böyle hanım abla(1) ? Yetmiyor, kitaplarının filme kadar yolu açılıyor. Film sinemalarda gösterime başladıktan sonra, satışlar daha da artıyor. 37 farklı dile çevrilmiş kitapların, Dünyada tanınıyorsun artık. Milyon dolarlarla oynuyorsun. Sana helal olsun be!

Demek ki neymişş: Yeter ki anlatabileceğin bir hikayen olsun, biraz da kalemin. Ne öyle okullar bitirmeye ne de kendini kemirmene gerek yok. Rüya gör, kitap yaz, şöhret ol ve gelsin paralar.

Hadi hanımlar, yatarken bir tarafınızı açıkta bırakın, bir gün size de şans güler belki! (:

(1): Stephenie Meyer

9 Ekim 2009 Cuma

Sanal Karakterleriniz

Bakıyorum da çevremizde ne kadar adam var yahu! Yıkılıyoruz ha. Herkes delikanlı, herkes adamın en alası. Ne güzel oyunlar oynuyorsunuz siz öyle, eğleniyosunuz dimi? Ee doğaldır; sizin yaş grubunuz için bu tür eğlenceler.

Nette o kadar uzun süre vakit geçirdim ki artık gerçekten tanımadığım kimse muhattabım değil! Adamın konuşmalarına bakıyorsunuz vay be dedirtecek şekilde.. Ne kadar zeki, ne güzel konuşuyor vay anasını modlarındasınız. Sonra bir bakıyorsunuz, ciğeri beş para etmez, sünepenin teki çıkıveriyor. Hani çıkıp bir ortamda karşılaşsanız, yüzüne bile bakmazsınız elemanın ama gelin görün ki nette tanıştığınızda arkadaş olmakla kalmıyor canınız ediveriyorsunuz o "yandan yemiş adamcığı". Yapmayın. Hala bu hataya düşüyorsanız hatta, okuyun, bilgilenin. Bilmemek değil öğrenmemek ayıp.

Bir diğer mevzuda kavgalar. :D Geçen bir arkadaş attı biriyle yaptığı tartışmayı. Arkadaş dalga geçiyor tabi ki ama karşıdaki abi sinirlenmiş iyice dövecek ha! Nee yapmışş klavye beyi abi? Açmış Capsı! Oooooo! Mesaja bak şimdi. :D "Büyük harflerle yazıyorum yani sana şu an bağırıyorum lan! Sana anca böyle bağırabilirim çünkü daha fazlası için ben de göt yok. Ya gördün mü? Kızdım sana bağırdım oh rahatladım Capsı açtım da bütün sinirimi boşalttım ya." :D Öff çok komik olaylar bunlar. Biriyle kavga ediceksen, mimiklerini görmen lazım. Laf soktuğumda suratının aldığı o "Uğraşma benle:(" mesajını almam lazım. O yüzden netten kimseyle tartışmaya dahi girmem. Ben bunu öğreneli çoook oldu.

Ee malum yaş oldu 21. Nete geldiğimde 15-16dıydım. Ben hep olgundum zaten, hiç böyle sorunum olmadı ehehe :P Babam hep aklın önden gidiyor der zaten (H) Kendimi de övmekten eksik kalmam, huyum kurusun. Sen beni böyle tanı da hayatımın sınırları içine girmeye çalışma ahaha.

Nihayetinde; bu soruna sahip bireyleri Allah ıslah etsin der ve içimden klavyeme ordan da ekranıma tuşlanan harflerimi öper, giderim.

8 Eylül 2009 Salı

Ortim için! (:

Hiç sevmem klasik kutlamaları aslında ama bu seferlik böyle olcak ne yapalım. Kendisi bana doğum günümde harika bir şarkı yapmıştı Murat'la birlikte ama malesef benim sesim hiç elverişli değil bunu yapmama :D Aslında güzel sesim vardır ama neyse. :Pp Uzun süredir aklımda olan ve yapabilceğim bence fevkalade bir hediye vardı hala da var ama bir dahaki seneye saklamaya karar verdim.

Bugün benim ortim doğmuş be! Daha o beni hiç tanımamışken, ben onu tanıdım. Yani kısmen. Askerdeydi o zamanlar. Şafağını saymakla meşgul olduk bizde. Ya işte kader, kısmet. Hiç tanımadığım, askere gitmiş biri için şafak saymamı isteseler "Banane be! Ne alaka?" derim o zamanda derdim aslında ama dememişim işte. :D İyi de yapmışım. Hayatımda adamlığına güvendiğim yegane insanlardandır kendisi. Hatta konsepti genişletttürrsek her konuyu rahatlıkla tartışabilceğim tek erkektir kdhfkhdg. Özel hayat filan kalmadı bizde pek. :D Kızdığında fena kükrer. Alınmam söylediklerine pek. Gerçekten isteyerek söylemediğini bilirim ya da öyle hissediyorum ne biliyim. Belki de büyük yanılgılarım var bu konuda ama olsun. Zaten ben dostluklarımın temellerini çıkar olaylarıyla bağlamadığım için, karşımdakinden beklentim olmuyor. Hani beni dinlemek zorunda değil, sevmek zorunda değil ve türevleri..

İnsanlarla arasında yaptığı duvarı çok nadiren kırar, öyle herkesle muhattap olmaz benim ortim. Has adamdır, böyle ağır abidir. :D Ama sağolsun o duvar bana hiç örülmedi (H) Belki de benim kişiliğimdendir. Her ne kadar çabuk kaynaşmış gibi görünsekte dışarıdan, sağlam temellerimiz var, eminim. Ortak düşüncelerde buluşuruz sürekli ve onaylamadığı birşeyi yapmam kesinlikle. Kötülüğümü istemez, bilirim.

Zaten çoğu konuda erkek arkadaşlarıma, kız arkadaşlarımdan daha çok güvenirim. Benim göremediğim çok ayrıntıyı keşfederler. Uyarsınlar beni isterim. Seve seve de dinlerim.

Öf konu neydi nereye getirdim :D İşte ben böyle aklıma geleni yazarım. :P Neyse bu adamın doğum günü bugün.

O; bir can. Yeri hep ayrı. İyi ki sadece tanımakla kalmamışım. Bir yudumum, güzel insanım; iyi ki varsın. (: Hayat ve sen izin verdiğin sürece komşu kızlığına her daim devam. (; Hayatında dahil ettiğin insanların seni üzmek yerine, mutlu etmeleri dileğiyle.

İyi günden çok, kötü günde. (:

Seviyorum seni canım benim. Hep beraber nice mutlu yıllara!.. Mucx.

16 Ağustos 2009 Pazar

Otobüs Maceraları Vol. Bilmem Kaç

Ata’nın "Tek Kişilik Dev Tiyatrosu"nı izlerken bu otobüs maceralarının malzeme yumağı olduğunu söylemişti de bu kadar da olmaz demiştim ama kendisinden özür diliyorum yahu cidden öyleymiş. Acaba oluyordu da ben mi dikkat etmiyordum ya da bana mı sonra olmaya başladı bunlar bileeemiyorumm :D Bugün bir İzmit maceram oldu zaten direk gömün beni. Vilayette insem en fazla 10 dkya varıcam, gideceğim yere, gittim Halk evinde indim, yarım saat yürüdüm. İşte bilgisizlik böyle bir şey! Lanet olsun. İzmitin şöyle geniş çaplı bir krokisine sahip olan var mı? Mekan isimleri de yazsın. Oh daha ne isterim! Gittim, buldum XXX Bankayı. :D Dün ödenmesi gerekiyormuş, bir de elim boş çıktım, iyice cinlendim tabi. Oradan geçiyim dedim Ncity’den arabaya binip dönerim dedim. Köprüyü kaldırmışlar laaaaann:(  Sonra yapmışlar bir de bilmem kaç metre hem sağda hem solda köprü var. Yürürüm birine bir de araba oradan geçmez olur diye düşündüm :| Direk sahile gidip, kendimi Marmara’nın soğuk sularına bırakmanın planlarını yapmaya başladım. Neyse; solu seçtim. :| Arabaya da yetiştim. Oh şansım döndü, kebap! dedim.

Kitap okuyorum, çocuğun teki geldi. Hep aynı muhabbet . "AAaa! Ben de okudum bu kitabı! Süperdir!" Gel de fıttırma ya! Zaten o kadar yürümüşüm. Hava sıcak. Canım burnumda. -Ama hala kitabımın derdindeyim ehem öhöm kem küm :$ P.S.: Orti sen okumasaydın bunu:P- Eee haaaadi caaanım! Sen nasıl okuyorsun ya? Adam bana özel yazdı bu kitabı! Allah Allah! Asabiyete bağlarım, çok fena! Dedim sakin ol. Sen terbiyeli kızsın. Dışardan hala sinirlerim normal gözüküyor demek. Zaten var o huyum. Belli etmem yani. Sonuçta ben içten içe deliriyorum. :@ "Ne güzel!" dedim bir de gülümsedim. Keşke gülümsemeseydim. Hoşuma gitti zannetti. :y Devam ediyorum okumaya çocuk yanımda bık bık bık konuşuyor. "Müsadenle okucam" dedim artık sustu. En azından arka koltuğa geçme nezaketini de gösterdi ahahahaha. Böyle de kaçırırım kendimden insanları. Oh oh! :D Ama acıdım sonra, suratını görmeniz lazımdı. Böyle bir "Hasss…r! Kıza bak lan!" bakışları ahahaha :D Sonra özür mü dilesem dedim ama yanlış anlamasın diye demedim. Hem banane ya :) Bütün yorgunluğum gitti zaten yarattığı stresten eheueh. Neyse devamı sonra.. Muck.

5 Mart 2009 Perşembe

Twilight (Alacakaranlık)



Normalde vampir teması üzerine kurulu olan filmlerden pek hazetmem ama "Twilight" türünün en iyi örneklerinden. Bir arkadaşımın anlatmasıyla büyük merak uyandırdı ben de. Hemen fragmanını izledim. Aslında vampir olan genç adamın, genç kızla aşkı anlatılıyor filmde. Genç adam(Edward)ın ailesi iyi vampirler, insan kanıyla beslenmiyorlar. Genç vampirimizin yakışıklılığını anlatmama gerek yok heralde. (: Kızımız(Bella) da pek şeker. Filmin devamı; Edward'ın Bella'yı kötü vampirden kurtarması. Gerçek bir aşk, aksiyon, tutku ne ararsanız mevcut filmde. Kesinlikle izleyin. Filmin konusu; Stephanie Meyer'ın kitabından ve 3 seri şu anda kitap. İlk kitap filme çevrilmiş ki büyük ihtimalle devamı da gelecek filmlerin. Seri halinde. Gelmeli de. (: Ama dayanamayıp okumak isteyenlere gerekli bilgileri de vereceğim.



Edward: Robert Pattinson
Bella: Kristen Stewart

Kitap Serisi: 
1.  Alacakaranlık / Stephenie Meyer
(Üç şeyden kesinlikle emindim. Birincisi, Edward kesinlikle bir vampirdi. İkincisi, onun ne kadar güçlü olduğunu bilmediğim için bu vampir yani benim kanıma susamıştı. Üçüncüsü, ona koşulsuz ve geri dönülmez biçimde aşıktım.)
2.  Yeni Ay / Stephenie Meyer
(Edward ve Cullen Ailesi’nin diğer üyeleri Bella’nın doğum günü için bir parti verirler, fakat Bella ısrarla karşı çıkar. Çünkü ortada büyük bir sorun vardır; Edward sonsuza dek genç kalacaktır, peki ya Bella? Kâbuslar, sırlar, imkânsızlıklar, seçimler ve kararlar... Bella ve Edward’ı yine zorlu bir mücadele bekliyor. Alacakaranlık’ın kahramanlarının aşk ve heyecan dolu macerası Yeniay’da hız kesmeden devam ediyor. ) 
3. Tutulma / Stephenie Meyer
(Binlerce Alacakaranlık hayranını beklediğine değecek kadar sevindirecek olan kitabın satışa sunulduğu ilk gün kapışılması mümkün! Çünkü Edward´la Bella için aşkın anlamı Tutulma´da daha derin...)

Fragman

Twilight Trailer in HD